| Ey
gönül yüzlü dost,
Gözlerine
mil çekilmiş insanların ülkesinde,görebilen ve bakışlarındaki feri
koruyabilen nadir insanlardansın sen...Bütün karanlıklarımızda ve
bütün kara deliklerimizde yaşamakta olan esaretimiz bir yana,senin
hüzünlerin,sevinçlerin,nefretlerin ve sevmelerin bir yana...Ben
sende çölümüzün aldatıcı seraplarından birini görmüyorum inan ki...Kırık
ve kırgın kuşların
uçuştuğu tuvallerde çizdiklerin ve yaşadıkların az şey değil...Buna
inan ve ışıksız gönülleri aydınlatmaya devam et ne olursun...
Yüreğinden
kopanlar yeni yürekleri imar edecek kadar çok...Kısır zamanlarımızın
kucağına verdiğin nurtopu gibi sözcüklerini her vakit hatırlamak
gerekiyor. "Sen doldum,Sen oldum,Yeni bir takvim buldum"
(KÖTÜ KADINLAR) deyişinde,sürekli ve kutsal doğumların telaşını
görmekteyim.Yeni bir takvim bulmak için mevcut takvimleri en derin
tarihlerine kadar yaşadığını çok iyi biliyorum.
Fuzuli,asırlara
meydan okuyan aşknın motiflerini sevgiliye kavuşamamak üzerine kurgulamış
hep...Ondaki tepeden tırnağa ve yegane öykü bu...Düşünsene bir kere
; "Bende Mecnun'dan füzun aşıklar istidadı var Aşık-ı sadın
menem,Mecnun'un yalnızadı var" diyen o aşk ustasının tüm meydan
okuyuşlarında hasretin ve özlemin ruhumuzu olgunlaştırıp besleyen
fotoğraflarından başka neyi görebiliriz ki...? Sende, "Sevgili
ne olur sırrımı ateşlerde yakıp,gözyaşlarımı silme" (HAYATIN
GİTAR
SOLOLARI) derken elbetteki aynı hüzün ikliminin ve aynı hüzün çağının
geçmemesinden yanasın...Ve sen bilmektesin ki;
"Hasretliğin bir bedeli var sevgili,anlardan silinmenin bir
aynaya aksetmesi gibi..." (HASBEL KADER)
İşte
aynen böyle sevgili dost,"anlardan silinmenin bir aynaya aksetmesidir"AŞK...Ben
bu aşk mealini ömrüm boyunca unutmayacağım. Aziz Mevlana'nın dediği
gibi,sen yeni şeyler söyledikçe ve yüreğindeki o saf ırmak hayatın
kurak bahçelerine aktıkça böyle bencileyin senin sözlerini gönül
kataloglarında itina ile saklayanlar her zaman olacaktır.Yolculuğun
ötelerin
kalem girmemiş coğrafyalarına doğru ilerledikçe;içtiğin suyu kanmaksızın
yeniden içercesine hayatın dayanılmaz ağırlıklarını tekrar tekrar
tartacaksın...
Bak
işte,yeniden doğmalar sürekli ölümlerle güzelleşiyor.Yakana uzak
diyarların karanfillerini takıyorsun.Birileri yanından geçerken
sana sadece selam veriyor belki de...Oysa sen,selamları canından
aziz bilmektesin.İçine sığdırdıklarının
gölgesi ile zaman zaman gece olmuyor değil...Ama sen geceyi yeniden
sevmelerin,yepyeni günlerin arasına iliştirilmiş siyah bir karbon
kağıdı gibi sözlerinin emrine vermektesin...! Hani demişsin ya;
"Sanki ölümünü ölümüyle yakıştırıyor,
Bir yolu dönüp dolaşıp tekrar gezdiriyor bu gece yarısı" (MECBUR)
diye... İşte ben o yolun kenarında senin görkemli geçişini alkışlamak
istiyorum...
Seyfullah
Fatih
*
Bazen
(özellikle özlem duyduğumda) gözlerimi kapatıp sevdiklerimin en
belirgin halleriyle kafamda canlandırırım.
Gözümü kapatıp Kadri'yi düşündüğümde onuyaşamın her anından zevk
alıp çevresindekiler içinde zevkli hale getirmeyi
başarabilen biri olarak görüyorum. Bu özellik diğer insanlardan
onu ayırırken asıl önemi diğer insanlarla olan farklılığı değil
kendisiyle farklılaşabilmesi,Öyle ki yaratıcı esprileri ile gülümseten
ve gülümseyen Kadri, müzik dünyasına olan merakıyla insanlara da
o dünyaya girmeye hakkı olduğunu hatırlatarak müzik yapmanın ve
şarkı söylemenin zevkini yaşatan Kadri,önemli haberleri vermeyi
geciktirerek insanlara heyecan yaşatan Kadri, anlık sinirlilik halinden
sonra ona gülebilmenin tatlığını tattıran Kadri,insana kendini değerli
hissettirebilmenin mutluluğunu yaşayan Kadri...İşte gözümü kapatıp
onu düşündüğümde bütün yüz
ifadelerimin hepsinde Kadri'nin kendisinin ana onun altında da yaşamın
güzelliğini görüyoum.Kimbilir belki bunlara eklenecek nice Kadri'ler
bulacaksınız kendinizce. Bir tek hali bir sır ki o da yazdığı şiirleri
profosyenelleştiren duygusallığı,bazen o yeşil gözlerinde içeri
girip esrarengiz köşesinde neler olup bittiğine bakmak ve orayı
keşfetmek istiyorum ama bazen de diyorum ki
galiba bunu kendine saklayışını,onun hüznündeki sırrını seviyorum
...
Funda
Can
*
Aydınlık
Nöbetleri
Acı...
acılar acıyor yüreğimde...
Acıların acıtıyor canımı dost...
Duyuyor musun?
Gecemin ortasında
Damdan düşme endişeler
Tekme olmuş, tokat olmuş,
Vurur ha vurur...
Yastığım, yorganım izin gününde.
Bu gece uykularımı zindanlara kapatıp,
Buluşuyorum seninle aydınlık nöbetlerinde.
Yas
grubu (+) yağmurlar dökülüyor geceye.
Kahretsin! ... yine yaralar kanıyor...
Yine bir dost darda, isyanda, sancıyor...
Ben iplere dizip kuruttuğum cılız aydınlıkları
Böyle gecelere yem diye atıp feda ederken,
Akrep yelkovan'la oyun derdinde...
Yelkovan kaçıyor... akrep suya dalıyor...
Kaç santim kaldı ki oğlenin onikisine?
Kimbilir umut gülümseyişler
Kaç milim ötede/ötende?
Kısacası
dost
Bilmeni istediğim şu ki ;
Sen bu kadar umutsuzken...
Sen bu kadar gamı, kederi,
Dünyaya yük olmasın diye içine atmışken...
Avucuna aktarıp cebine doldurmuşken suskunluğunu...
Bu gece uykular bana haramdır bilesin!
Ne farkeder ki bebekse gözbebeklerim
Uyumazlarsa bu gece, büyüyemezler mi dersin?
A.Bahar
Özkan
*
Kera'ya
... Sen Gününde
deli
ben - sen
ben özgür - sen
yani deliler özgür -sek
ki dostluğu " sek " içiyorsak
"sevdim
ya seni iz 'im - ki ikizim
güçlü olmalıyım daha çok
kaldırabilmeli , taşıyabilmeliyim
sıra dağlarca büyümüş yüreğimi “
hoş
geldin
bir yürek ustasının tamirhanesine
onarmak üzre kalktığım her sabaha
her düşe
her acıya ve sevince
hoş geldin
beni çoğaltan sen çoğaldığını bil bende
ne düşünüyor ve istiyorsan ve hissediyorsan
düşünülüp istenilip hissediliyor olduğuna inanarak
bilirim
ki olmadığında
bilirim ki olmadığımda
bilirim ki
bilirim
bil
gece
gündüz
varla yok arası deveran
şiirin
adına sevginin adına kendini tamamlayan giz adına
ber-devam
sevgili iz’im
mirim
dostluğumuza
Anzeli
Gürçay
*
__
Asya’ca_ Kera Yürüyüşü ________Deneme
Gittin
ya çekilerek benden, kendini çemkirerek haber bile vermeden
Asılsız ve asilsiz zamanın ardına düştüm işte o gün ben
İşte o gün ben, o gün ben, gün be gün ben
Kaderimde hep güzeli aradım
Çıktın
geldin ya sen alarak kendini kendinden
Sormadan, kapı çalmadan, sıyırıp kendini kendince oyalamadan,
olmayan ayrılıktan
İşte o an ben, an be an ben, soyarak aşkını zamanın kapı arkasında
düşünüyorum
Bana kaderimin bir oyunu mu bu
Düştüm
ya susmaların içindeki karanlık dehlizlere
Mahzenimin en kıyı köşesindeki asılsız benimden benime bence
Toparlamaya çalışırken kırık dökük bana bana benzeyen parçalarımı
Ah o lâhzada, gül aşık lahzada, günâşık lahzada
Kader, kahpe kader, ağlarını ördün mü
Devşirince
yeniden sensileyen parçalarımı sencileyin
Sisli, isli, pisli, pisipisiseli bir hülya içinde zamana durdu
zaman, zaman durdu
Seni vurdum bana,bana vurdum seni,durdu durdu zaman bize vurdu
Çektim puslu, uslu ve de us’lu dergahımdan kendimi
Kader kime şikayet edeyim seni
Tutmam
artık kendimi sen de asla, salmam, salınmam artık yalan sevdanda
Asla yalvarmam sana, kusma, kusturma acını bana sana
En ürkek bakışımdan tut beni yakala,ah ah tuma
Ah hadi beni oyalama, elveda
Beni unut, düşme peşime
Bir daha ağlamak yok, kadere bağlanmak yok
Aşk
gibi yürekli ol,
Son
kez..hadi birlikte..bir ki üç
İstiyor
canım, kaynıyor kanım, gönüllüsün işte inkar etme, hadi bana gel
Bi güzellik yap da yaşamaktan zevk alim..
Ben de senden hoşnut kalimmm… *
*
bu bölüm Sinan Özen'in bir şarkısından alınmıştır
______dedim ya sana ben,bir gün ah bir gün sana şiir yazmak istiyorum.en
çok yazmak istiyorum diye..sana değil bilki ama izninle becerebiliğim
kadar sence ve bence....inceden ince...incince işte..Barış'ıma..Kadri'me..uçurtmama
ithafımdır..seni seviyorum ablam_______
Asya
Gülgün Özkan
*
Can
Kera 'ya
kimse
hoşnut değil hayatından
tüketemediğin anıları topla
ruhumun dalgın çocuğu
sen....
kirlenmemiş yaşamın
dört ödüyor iki kaçırıyordu
oysa sen..
şiirin her sesinde durdun..
bekledin aşkı bekledin
balık pulunu kıskandıran ışıltınla..
gülün kokusu kaleminin teri
uçuşan kağıtların ve sen
.......kera kera kera....
can cana kan kana....
dağ yıldızım..deniz fenerim
ışık saç ömrünce.....
Aysun
Özmen
*
Kadrin
Bilene
dört
bir yanda
kokuşmuşluklar yaşanırken,
insanın insan sattığı bir zamanda
bir bir kapanırken dost kapıları
şiirlerdir insan eden insan'ı...
kaç
kişi kaldı
şu yalan dünyada
kadrin bilen dostu insanın...
aynaları
ters çevirir
gönül gözüyle bakınca
şiirlerin dünyasında dostlarına
kendin görür, can görür
kadrin bilen bir dosttur...
sesin
duydum dün gece
yüreğimden akıp gitti yüreğim
her zaman aşk değildir
insanı yürekten sevdiren
bazen kadrin bilen bir dosta
selam olur akarsın
akarsın da sesinde sesim
aynasız odalarda yüzün olurum...
kelimelerin
kifayetsiz kaldığı zaman
kadrin bilen bir dost
vaz geçer ke-ra olmaktan
kadri olur can olur...
Erdal
İrfan
*
Kadri
' ne
kaç
kere söyledim
..............kaç kere...
on
kere yüz kere
.............söyledim ...
seviyorum
seni dedim
.............bin kere...
gelmedin
vefasız
.............bir kere..
" niye bazı insanlar böyle özel ..
niye bazı insanlar senin gibi güzel ... "
……/
Kadri´nin kadrine ..
….
…
..
Fikret
Şimşek
*
Kera
Kalem
melâl
hangi ara olup
bitmişti olanlar doğru
adres yanlış bir mektuptu
izbe
– la notte la notte
çalarken toz pembe biz
yürüyüşlerinde ben
sersem gecenin gözleri rengi
uç sonsuzluğa üç nokta ki
virgülü bile yoktu bu şiirin
başucu
yalnızlıkta denirdi
ama redd-i miras –
hayatın gitar sololarıydı
senin için sana yazdıklarım
da eski fotoğraflar
aşk kırağı
aşk
burcunda
aşkrostiş
aşk kırağında
olsa olsa
bahar şiir –
şiir bahardı
ikide
bir arzulu/yorum
baht-ı yar ki
bana aşkkolik diyorlar
‘’saatin
sabahı vurmasına itirazım var’’
elim
sende sevdalarda
inziva ve elim sende
sevdalarda yas tı- kadirşinas
yaktığın ateşi söndüremem
iki
yüzlü güz bu şiirde yersizdi
Hasret
Murat Yıldız
*
Kadri'ni
biliyorum../.. Gülümse..
nam-ı
diğer ke-ra'ya ithafen..
(..bir
rum ezgisi aralarsa dudaklarını, bil ki oradayım..)
sen../..açık
denizlerin tutkulu denizcisi
sen../..lirik sarhoşlukların ağdalı gülümseyişi
sen...şair!
girdabında
boğulmadan sevdaların,
düze çıkmıyor umutlar./..bilirsin,
acıyı tatmadan kapıya dayanmıyor gülüşler
ağladığını söylersen../..ağla derim
ağla!
yanaklar ıslanmayınca parlamıyor gözler
toprağım../..görüyorsun
işte
bir bahar daha düşüyor gençliğimizin üzerine
mayıs'ın yapraklarındaki çocukluk büyüyor
zaman, ellerimizden zorla alınan bir oyuncak değil
yaşayacak ve kanatacaksın gözü dönmüş vedaları
bu ıslak çırpınışlar geçecek../..bize ait değil
unutma..!
iki yüzlü sarılmaların şarkısını besteleyemezsin
açık tut yüreğini,
ben sana Ege’nin hoyrat rüzgarından ritimler göndereceğim
sirtaki kokan kadehlere Rembetiko dökeceğim
sagapo filemu*../..bunu hep söyleyeceğim
sen../..çıldırmış
firarların kanı oynak sâkisi
sen../..hüznün mabedinde dua eden çengi
sen..şair..!
dostluğun../..yorgun
yüreğimde gülümseyen bir şarkıdır
söylüyorum..dinle..
"...samyotisa....samyotisa......"
---
*sagapo filemu: rumca'da(erkekler için), "seni seviyorum dostum"
demek..
Pelin
Onay
*
Yeniden
aşk
ki...-ne zaman aşk...-
-kadri
karahan dosta...-
kaç
yasak aşk toplayabilir
eteklerine gece
parçalı bulutları
birer yırtmaçtır
saklı esmerliğine...
nereye
uzanabilir
günah dallı bir ağaç
hangi gökyüzüne
yaslı rüzgarın sonelerince
siyah güller ilişir utanan gölgesine...
ne
zaman küllenir
kaçak gözyaşları...
...karışır
zehrini akıtan kobranın
şafak ateşine...
yürek
ne zaman sobelenir
kaç yangın söndürülünce
muhtaç kalır
yalnızlığın alaylı sadakatine...
ne
zaman silinir izleri ıstırabın
ki insan şiirsizleşir
sona erince oynanan
tek kişilik saklambaç
ağıt yakan
siyah gülleri saklayıp sessizliğine...
kaç
sefer çarpıp kırılır kırbaç
safkan aşk tayının göğsüne
kaç sefer parçalanır...
ki gece
haykıran sessizliğine
esrarlı sözcükler dolayan
çılgın esmer çingene
...kimsesiz kalır...
siyah-beyaz
film karelerine
açan sağır ve dilsiz...
...çiçekler ne zaman renklenir
ne zaman türküler söylenir
esrik rüzgarın ıslak saç tellerine
ki yürek...
...çaresiz
yaslanır umarsız doğan
arsız güneşin şefkatine...
R.Ezgi Çakıroğlu
*
Yana
Döne Yan Bana
(
ke-ra dosta armağanım olsun :)
kaç
mutluluk yaşadık seninle kaç
acıya tanık olduk.. kaçtın sen
şimdi küçücük bir kıymıksın
gözümde ama.. hep
acı veriyorsuuun yaaa
e
şimdi ben.. hala..
sana aşık mıyım ki beni
arıyorsun anıyorsun... ve şimdi sen
kimlere söylüyorsun aslı yitirilmiş
karbonlu.. aşk sözlerini dinle
artık biraz da..
küçük sözü dinlesen sen sen
yoktun sen.. kimlerle zaman
geçiriyordun söyle.. hangi
dip bucak çekti de seni
köprülerin altında şoktun
bak
nasıl ağlıyor gök siyim siyim
içlenerek... ıslandık iliklerimize dek.
im/di konuştuğumuz dil uyuş
madı demek tenler de uyuşamadı
fosillerde bile dile geldi böcekler
boyunlarında karnaval çiçekleriyle
soluklanıyoruz dal uçlarında...
aşk
bizim için ah
hala renk renk
aşk bizim için hep çiçek
değdi
mi şimdi.. ateşlere yüreğin
kırmalara öfkelere kaçmalara saçmalara
değdi mi.. sapmalara başın
başın göğe erdi mi...
koş şimdi ateşlerde yan şimdi ateşlere
yana
döne döne yana
yana döne döne yana
aran şimdiii....
Reyhan
Sur
*
ELLERİMDE
İZLER- KADRİM DOSTA
ANLATAMADIKLARIMIZDA
KALSIN YÜREĞİMİZ
ANLATTIKLARIMIZDA DOYSUN AĞLAMALARA
ACIKSIN KAHKAHALARA…
BİRİKTİRDİĞİMİZ ONCA GÖZYAŞININ
KANADINA TAKALIM SEVGİLERİMİZİ…
YAĞMURLARDA BULALIM SEVİNÇLERİMİZİ
GÜNEŞİN SICAĞINDA HÜZÜNLERİMİZİ…
ARDINDAN
EN ÇOK AĞLADIĞIMIZ SEVİNÇLERİMİZ OLSUN
EN ÇOK GÜLDÜĞÜMÜZ ACILARIMIZ
YAKALIM HER BİRİNİ İSTİKLAL’DE
BİR MUMUN SÖNÜK ALEVİNDE…
YÜRÜDÜĞÜMÜZ ONCA YOLDA BULALIM KAYBETTİKLERİMİZİ
YÜRÜYELİM AĞIR AĞIR…
“FOTOĞRAFLARIMIZI
ÇEKTİRELİM… YAN YANA”
“DENİZYILDIZI”NDAN ÇERÇEVELERİNE KOYALIM YÜREĞİMİZİN
“ELLERİMDE İZLER” KALSIN
YIKAYIP DA ÇIKARAMADIĞIM
İZLERİ KALSIN
ÇIKARMAK İSTEMEDİĞİM
HATIRASI GİBİ ZİHNİMDEN…
GECELERİ
AKAN YILDIZLARDA BULALIM
YÜREKLERİMİZİN IŞILTILARINI
“KIYI ŞARKILAR”IN DİZELERİNE TAKILALIM BİRBİR
DİNLEYELİM… DİNLENELİM …
“BEN BUNU BİLMİYORUM”
“AAA… İNANMIYORUM”LARDA ÖĞRENELİM “SUS”LARI…
RÜYALARIMIZI GERÇEK YAPALIM
YAZALIM HER BİRİNİ ODAMIZIN DUVARLARINA
BİR
DAHA Kİ SEFERE YİNE BUNLARI YAPALIM…
BİZ
BUNU HEP YAPALIM…
YİNE
DOĞUM GÜNLERİMİZİ BİRLİKTE KUTLAYALIM…
“İYİ
Kİ VARSIN”LARDA…
“İYİ
Kİ CANSIN”LARDA…
ÜÇ
NOKTALARIN ARDINDA …
BÜYÜK
HARFLERİN GİZEMİNDE…
SS’LERDE…
BİLİYORSUN…
BU
DOSTUN SS…
SEVGİMLE…
KADRİNDE…
Sevgi
Ulusoy
*
Kera'ya
(
Kadri dostuma )
biz
aynı tarihin şiirini yazıyoruz
aynı
güneşleri doğduk seninle
aynı akşamları kanadık erinçle
-
hep genç baktı ay, yaşlanan yüzümüze -
ateş rüzgarları eserken od denizinde
bir meltemin ten yakan ellerine sarılıyoruz
şimdi
ateş yağarken dünyaya
- serinletmiyor dolu dolu yağması yağmurun -
yalnızlık kavruğu yüreğimize esen yel
bazen
bir suyun cesedini çürütür ya
sabahın bahçesinde, birden bire
aklına gelirde unutursun ya
-
gördüğün senin yüzünün tarihidir sana -
sonsuz
bir gülün katmerlerinden düşen
bir yaprak, yüzün, bir şiir yazdırır bana
bir kayıp dize sana, bana kayıp bir dize
-
biz hep öldük bu göğün altında -
yeniden
yaşamaya
yeniden ölmeye öleceğiz, unutma !
Turgay Uçeren
*
Al
Kızılı Geceden
(
ke-ra kardeşime )
yitip
giden mi
yoksa yeni gelen zaman mı ihtiyar
biz ki yüreği güneşe vurgun düşlerimizle
ak alınlara yazılan tarihin iz düşümünde
direngenliğinde hep diri hep genç kalan..
hayat
sanki bir oyundu gel geçlerde
kırıkları kim tamir eder su yatağında uykuda
şimdi o yalancı aldanışlarda kalan
yalnızlıklar vururken cama tıklayan kar tanesinde
bizi bizden aldıkça karanfil yoksunu geceler
müziğin ritminde hüzün uzaklık yakın demler ..
ah
nasılda üzgünüm
o gece ben çok sarhoştum
ay üzerimden geçerken
yıldız düşümü idin gözlerime
görmedim..
uçmak
gerek ..dipsiz karanlığa
bir kuyuya salınan sarkaç gibi
uçmak gerek mavinin sonsuzluğunda
vurmak güneşi alnından yanarcasına
iki bende bir ben olarak
arkadaşlıkta,dostlukta
sevginin sınırsızlığında..
al kızılı gecede kalmak gerek ..
benim sende senin bende kaldığın gibi
o yitiklerde ..yaşanası..
Vedat
Koparan
*
KERAmet nefes almaktan vaz geçmeyi öğrendiğim gün
bir şehir bin şiir yağmur kokusu saçların
hangi ucundan tutsam bir kadeh doldurayım
ki tek başına taştan buruk amonyak keder
kaç yol sabahlarım sana gün batımı diken
kaç kol kazak yün örüldüm tabut başında ah
söyle kaç mezar toprak yığını keracaahmet
böyle kaç ısırgan balık istifi mezelerim
kim için büyüdü ertesi sabah gölgelerim
kime lanet mevsim mevsim çığlıklarım da
kumlar üstünde mesih bekler kıyametlerim
çay rengi dengi sessiz isyan şarkım
kıvrıla kıvrıla gömleği üstünde yılan
çıkın içinden bırakın bir köşeye
- ya ben
sende sus artık !
ey her şeye kadir olan
dekor bozulmasın bir el bir salık ver bana
canlı sularda yaşamak
bir kera daha
beli kanbur bir adam
tanbur elinde cebinde taksim
Zeki Çelik
Tüm
dostlarıma sonsuz teşekkürler ... Sizleri seviyorum ...
|