Binnaz Ekren
Aklı Bıraktığın Yerdedir Aşk
sen..yorgunluğunu sevdiğim
sessizliğinde boğulmayı
uzaklığında büyümeyi zevk edindiğim
sen içimin kendini bilmeyen sesi..
anlamsızlığının anlamı ,birbirinin aynı günlerimin..
sen yorgunluklarını kucaklayıp
içime çekerek
tüm öfkelerini, öpüşlerimde söndürdüğüm..
bilmezim kendini..
bilinmezim..
zamansızlıklarımın ve hüzün zamanlarının sahibi
hayalden eller ve hayalden dudaklarımız vardı bizim.
kış gelmezdi denize yakın rüyalarımıza
düşlemenin tadına varırdı ayaz..
unuturdu...kesmezdi..
Sen ,..kaldığın yerde sevdiğim..
ne çok korkuttu yanında olma ihtimalleri..
soğuk terle bir başına sıcak yaz uykularında
gözlerin kabus oldu sevmenin girdabında..
sen imkansızlığını sevdiğim..
aynı yazılmış düşlerimizin inatçı kahramanı
korkular kaldı senden
öyle çok..
aşk dolu..
nefret dolu..
hüzün dolu..
şefkat dolu korkular..
Bu korkular birbirini boğarmı..
ya da çözülür mü zihnimin bulanık sularında
üzülür müyüm yarın hatırlamasam hiç birini
yoksa alıştımmı onlarada yokluğunda.
korkular kaldı şimdi..
sonra ben onları aldım senden tek tek
alırken bakmadım çattığın kaşlarına
oysa duyuyordum kalbinin atımlarını
bir adım ötede ama bir deniz uzakta..
duyuyordum..atıyordu kalbin..
dinledim..
o kalp..dedim
atıyor burada
bana çatık kaşlarla tek tek korku paketlerini verirken
atıyor gövdeme bir karış uzak mesafede
aramızda asırlar,
çelik bir duvar
bir de her an yaralayan keskin bir bıçak var..
uzanamam..ver korkuları..
koyayım üst üste.. kaç kaldı?
bitince gidecek misin?
gidersen....
ver korkuları yavaş....
sebepsiz kızgınlıklarımızı ver
anlamsız yüzlerimizin fotoğraflarını
bırak hepsini..
sen yorgunluğunu sevdiğim..
hüznünü okşadığım habersizce boynundan..
kulağına aşk duaları fısıldadığım uyurken..
Tarifisiz mantıksızlıkların
saf ürünü....
Aklı bıraktığın yerdedir aşk..
ben bıraktım bir yerlerde
gördün mü....?
Gümüşce
Kırıktaşların öyküsü
Toprağın dumanlı rengine bürünmüş yazgılarında
Her taşın sesi,sarı bir düşü anlatıyor bugün
Gümüşlükte
Yakın dostların uzağa düşüşü gibi
Ayrıldı güneşle toprak bugün
Esmedin
Kabuk kabuk olmuş yaralarımızın matemi vardı gözlerimizde
denizden esen lodosun sahiciliği hafızalarda
fotoğraf fotoğraf..
Son kareyi hatırlamaya çalışıyor saniyelerim
Son görüşümde..
Yarı büyümüş çocukluğumun olağan çığlıklarında
Seni arıyorum.
Deniz
mesafeler deniz deniz İstanbul'un yollarında
yolum deniz ,kapım deniz ,kalbin deniz geçilmez..
Uzaklığa tutkun her geçen.
Her geçen saat bir soluk daha uzaklaştırıyor bizi bizden.
Soğukluğun sarıyor yavaş yavaş istanbulu
deniz soğuyor
ben ağlıyorum...
Sabahın Damlaları
kaygısız ve birbirini tutmayan damlaları
sevdim bu gece..
tane tane avucumdan bileklerime akışı gibi dünlerin
ıslak bir güvensizlik bırakltılar önce
sonra ..yağdılar dinlemeden
1 gece
2 gece
3 gece ..çok gece...
yağdılar ararcasına
bulamayacaklarını bile bile
kızgın br güneşin damları yakışını
ve gülümseyişini örtüsüz farkındalıkların
arar gibi..
yağdılar...
1 gece...
2 gece..
çok gece
sonra
sabah oldu düş yağmurlarının üzerine...
fabrika çıkışı damlalar aldı yerlerini vitrinlerde
şık kadınların göz yaşlarında
meriç ve diclede
giderken elini yıkadığın muslukta
bakmak istemediğim tüm denizlerde
fabrika çıkışı damlalarda.... arar oldum düzensizliğinide.
Rüyasızlık
tüm umutlar yerleyeksan
hiç bir şey geçemiyor benden öte
yorgun ve naif sabahların üzerine
özensiz bir çalı gibi batırdın
umutsuzluğunu.
ağaçın parlak kumaştaki izi gibi
hırpalayarak geçecektin aşksızlığımızın üzerinden
izin kalacaktı
kalmadı...
sahip olmadan olmak hayali bile yetti
eskimeye özenli
sıradan duyumsamalarının, heyecanına ot dikmeye
rüyada bile yetti rüyasızlığın perakende düşlerine
kim diye sormadın
o!!!dedin yalnız
oysa KİM!!!i arayan o kız hala içimde..
ortada durdurulmuş bir film
artık yalnız
ve makinistsiz
sessiz ve renksiz
Şimdi umutsuz, o AŞK denen herneyse....
her günde ve her yerde...
yeni bir lacivert korkunun adını veriyor kendine
elim sevmek oluyor
yüzüm kadın
yurtsuz izbe bir otelde
bir adam bir kadını tutyor saçlarından
isim hafızaları yerle bir
ve tüm dokunuşlar aynı eldivenin marifeti
düşsüzlüklerde..
Sırasız bir kulak çınlaması büyüyor
büyüyor..büyüyor şehirde
sesler acıtıyor susmuş düşünceleri
şehir küçülüyor ses devleşiyor
ölçüsüzlükler ölçüyle hesap
bir diri kirliliği ölü isimlerinde..hesap bitiyor..
defter kapanıyor...
ben aynı ben
Umutlar yerle yeksan...
Üç
Olmayan gezegenin
Atmosfersiz yolcuları
Arafta bekler gibi
iki kişilik BİR yalnızlıkla..
Kötü bir rüya gördüklerini umar
Yine de istemezler uyanmak.
Öperken can acıtmak gibi
severken nefreti de severler gizli gizli
Severken can yakmayı düşleyen bir şarkı söylerler içlerinden..
Siyah boşluğa karışmak için
Tek bir adım ve tek bir cesaret
Umarsız köprülerden geçerek
yerçekimsiz bir karanlığa bırakacak şimdi onları
Sevişmesiz cumhuriyetlerden geçecekler sarmaş dolaş
Ve boşluğunda sonsuzun
Hiç bitmeyene olacak bu kez yolculukları
Ana rahmi kadar güvenli sonsuzda
iki aşık ışık gibi akacaklar
sarmaş dolaş..
Sırasız bir kulak çınlaması büyüyor
büyüyor..büyüyor şehirde
sesler acıtıyor susmuş düşünceleri
şehir küçülüyor ses devleşiyor
ölçüsüzlükler ölçüyle hesap
bir diri kirliliği ölü isimlerinde
hesap bitiyor..defter kapanıyor...
ben aynı ben
umutlar yerle yeksan
Unutulmuş rüyalarda bir kadın
elleri maviden öte
ayazdan keskin
iki saplı sır bir bıçağa gizledi gövdesini
yalı rüzgarlarında gün gün
beyaz örselenmişlikleri
kilit altı yol kenarları
susmakla konuşmak arası yol çekimlerinde
rüzgarın arsızı bedenlere başka bir beden sunuyor
ağır ağır..
ve soruyor
tüm tüketilmiş yalanları alıp
bir bir özüme katsam
ayrılğın göz yaşlarıyla damıtsam
yağmurdan temiz sularla yıkasam bir bir
sonra oradan gelen birşarkıya katsam sözlerini
seni evet seni
bana yeniden
sevdirir mi?
karanlık bir ruhu ne yıkar...
nasıl temizlenir adımsız odalarında bölünmelerinin
sorularla yorulmadan git hemen
kokusuz bir sır dönüşü tenine yerleşen
bir parçan ağlar şimdi istemesende..
bilmesende bir parçan hep orda
bir parçan ''ben'' olan.
Bilir misin?
her bildiğinde
ne çok bilinmez
yolunu dert eder güne dönmez gecelerinin
Sen ve ben küçük bir bilinmeyenin iki yarısı
sende tamam bensiz eksik
Tüm bilinmezleri
Hakta tamam
sende üç
Uzak
hiç bir yere sığamadığının umudu
kayıtsız düşlerinin adresi
UZAK...
iç burkan anlamlarının içinde
ne çok umut var aslında..
tüm sevdiklerinin ve istediklerinin
tüm inandıklarının ve özlediklerinin
umutlarının adresidir.
UZAK
Kalbin,akıldan uzak yaptığı
Ütopik yolculuğunun
varılır tek adresi..
Bilinmeyenlerin bilindiği
sevilmeyenlerin sevildiği
düşüşlerin başarıyı tattığı
yaşamın ölümü öptüğü yer
UZAK..
Aşkların hiç bitmediği
hunharca tüketilmediği
Şiirlerin bir atımlık kurşunlarını
yüzlerce kalbe gömdüğü
ve soluk yüzlerinde kadınların,
karışık akıılarında
ve çiçeksiz düşlerinde erkeklerin
Tek sevilebilme ihtimali olan yer
UZAK
Umudun adresidir uzak...
Hadi gidelim
NİSAN 2009
